Hubris Sendromu Nedir? Cengiz Çelik Gücün Karanlık Tarafını Anlattı / Röportaj

Geçtiğimiz günlerde dikkat çeken bir kitap yayımlandı. Dr. Cengiz Çelik'in kaleme aldığı "Yöneticilikte Güç Zehirlenmesi" isimli kitap raflarda yerini aldı.  Güncex Genel Yayın Yönetmeni Mazlum Günhan. dikkat çeken kitap ile ilgili Mimar Dr. Cengiz Çelik ile keyifli bir röportaj yaptı. Yıllarca yöneticilik de yapmış olan yazar Çelik, 6 yıllık bir çalışmanın sonucu ortaya çıkan kitapla ilgili çarpıcı ve bir o kadar dikkat çekici detayları okurlarımızla paylaştı. 


İşte o röportaj...


Cengiz Bey, 6 yıllık titiz bir çalışma ve 288 yapraklı devasa bir emek var karşımızda. Sizi "Yöneticilikte Güç Zehirlenmesi" konusunu bu kadar derinlemesine araştırmaya iten temel motivasyon neydi?


Aslında bu kitabın ortaya çıkmasının temel nedeni, uzun yıllar boyunca gözlemlediğim bir gerçektir. Tarihe baktığımızda da günümüze baktığımızda da aynı tabloyu görüyoruz: Güç, doğru yönetildiğinde büyük bir imkân ve hizmet aracıdır; fakat kontrolsüz kaldığında insanı da, kurumları da, toplumları da zehirleyebilen bir etkiye dönüşebilir.

Ben bu konuyu yalnızca teorik bir mesele olarak değil, insanlık tarihinin tekrar eden bir sorunu olarak gördüm. Liderlerin, yöneticilerin ve hatta küçük yetki alanlarına sahip insanların bile bazen gücün etkisiyle nasıl değişebildiğini gözlemledim. Bu durumun sadece bireysel bir psikoloji meselesi olmadığını; aynı zamanda kurumları, devletleri ve toplumların kaderini etkileyen bir olgu olduğunu fark ettim.

Bu nedenle yaklaşık altı yıl boyunca hem tarihsel örnekleri hem de modern yönetim anlayışlarını inceleyerek “güç zehirlenmesi” dediğimiz olgunun nasıl ortaya çıktığını, nasıl büyüdüğünü ve en önemlisi nasıl önlenebileceğini araştırdım. 

288 yapraklı bu çalışma aslında tek bir soruya cevap arıyor: Güç insanı nasıl dönüştürür ve bu dönüşümün önüne geçmek mümkün müdür?


Benim amacım yalnızca bir sorunu anlatmak değil; aynı zamanda daha bilinçli, daha etik ve daha sorumlu bir liderlik anlayışına katkı sunabilmekti.

 

 Kitabınızın önsözünde "Hubris Sendromu"na dikkat çekiyorsunuz. Size göre güç, ne zaman bir sorumluluk aracı olmaktan çıkıp bir zehre dönüşüyor?


 Güç aslında başlı başına kötü bir şey değildir. Tam tersine doğru kullanıldığında kurumları ve toplumları ileriye taşıyan çok önemli bir sorumluluk aracıdır. Ancak güç, dengeleyici mekanizmalar ortadan kalktığında ve kişi kendisini sorgulamayı bıraktığında tehlikeli bir hâl almaya başlar.

Benim kitapta dikkat çektiğim Hubris Sendromu, özellikle uzun süre güç sahibi olan kişilerde görülebilen bir durumdur. Kişi zamanla kendisini hatasız görmeye başlar, eleştirileri dikkate almaz ve giderek gerçeklikten uzaklaşır. O noktadan sonra güç artık bir hizmet aracı olmaktan çıkar, kişinin egosunu besleyen bir araca dönüşür.

Aslında güç zehirlenmesinin başladığı yer tam olarak burasıdır: İnsan kendisini hesap verebilir bir konumda değil, dokunulmaz bir konumda görmeye başladığında.

Bu yüzden güçlü liderliğin en önemli şartlarından biri; eleştiriye açık olmak, kendini sürekli sorgulamak ve gücü bir ayrıcalık değil bir emanet olarak görebilmektir. Çünkü güç, kontrol edilmediğinde insanı büyütmez; aksine insanın zaaflarını büyütür.

 

Eserin girişinde "Yöneticilikte güç, bir ayrıcalıktan çok bir karakter testidir" diyorsunuz. Yöneticiler bu testi verirken en çok hangi zayıf noktalarında tökezliyorlar?


Yöneticilikte güç gerçekten bir karakter testidir. Çünkü güç insanın gerçek kişiliğini ortaya çıkarır. Yöneticilerin en çok tökezlediği nokta genellikle ego ve eleştiriye kapanmadır. Güç arttıkça kişi daha az eleştiri duymaya başlar ve zamanla kendisini sorgulamayı bırakabilir.

Aslında temel mesele şudur: Bir yönetici gücü emanet olarak mı görüyor, yoksa ayrıcalık olarak mı? Gücü emanet olarak görenler bu testi geçer; ayrıcalık olarak görenler ise çoğu zaman bu sınavda zorlanır.

 

 Güç zehirlenmesinin sadece bireysel bir ahlak sorunu değil, aynı zamanda "toplumsal sessizliğin bir ürünü" olduğunu belirtiyorsunuz. Toplum olarak liderlerin ve yöneticilerin zehirlenmesine nasıl zemin hazırlıyoruz?


Güç zehirlenmesi çoğu zaman sadece liderin hatası değildir. Toplumun sessizliği de buna zemin hazırlayabilir. Eleştiri kültürü zayıfladığında, insanlar yanlışları dile getirmekten çekindiğinde ve yöneticiler sürekli alkışlanıp hiç sorgulanmadığında güç denetimsiz hâle gelir.

Oysa sağlıklı toplumlarda eleştiri, denetim ve hesap sorabilme kültürü vardır. Bu denge olmadığında güç, çok kolay şekilde zehirlenmeye dönüşebilir.

 

Kurumsal zaaflara değinirken, liyakat yerine sadakatin ödüllendirilmeye başlanmasının tehlikelerinden bahsediyorsunuz. Bu durum bir kurumun içten içe çürümesini nasıl hızlandırıyor?


Bir kurumda liyakat yerine sadakat ödüllendirilmeye başladığında, doğruyu söyleyen insanlar sistemin dışına itilir. Yerine ise sadece onaylayan ve itiraz etmeyen kişiler gelir.

Bu durum kısa vadede yöneticinin işini kolaylaştırıyor gibi görünür; ancak uzun vadede kurumun düşünme, eleştirme ve kendini geliştirme kapasitesini zayıflatır. Sonuçta kurum dışarıdan güçlü görünse bile içeriden yavaş yavaş çürümeye başlar.

 

"Okuyucuya Hitaben" bölümünde; ünvanı ister çaycı ister idareci olsun, okuyan herkesin başkalarını sorgulamak yerine doğrudan kendine odaklanmasını istiyorsunuz. Değişimin içeriden başlaması neden bu kadar kritik?


Çünkü gerçek değişim her zaman insanın kendi içinden başlar. İnsan sürekli başkalarını sorgulayıp kendisini gözden geçirmezse hiçbir sistem sağlıklı şekilde değişemez. Toplumlar da aslında bireylerin toplamıdır. Birey kendisini geliştirdiğinde, sorumluluk aldığında ve hatalarıyla yüzleştiğinde değişim yavaş yavaş kuruma ve topluma da yansır.

Bu yüzden en güçlü dönüşüm insanın kendi iç muhasebesiyle başlar.

 

Kitapta klasik bir anlatımdan ziyade infografikler, öz değerlendirme ve risk testleri kullanmışsınız. Okuyucunun kendi "güç" haritasını çıkarabilmesi, bu zehirlenmenin önüne geçmede nasıl bir rol oynuyor?


İnsan çoğu zaman kendi davranışlarını dışarıdan göremez. Bu yüzden kitapta infografikler ve öz değerlendirme testleri kullandım. Amaç, okuyucunun başkalarını değil önce kendisini analiz edebilmesi. Kişi kendi güç kullanımını, risklerini ve zayıf noktalarını fark ettiğinde, güç zehirlenmesine karşı daha bilinçli bir farkındalık geliştirir.

Yani aslında okuyucu kendi “güç haritasını” çıkararak kendini denetlemeyi tercih eder.

 

Arka kapakta çok çarpıcı bir söz var: "İyi yönetici, krizleri çözen değil; güç zehirlenmesini önleyebilen sistem kurucusudur." Bir kurumda bu "temiz güç" sisteminin olmazsa olmaz yapı taşları nelerdir?


Bir kurumda “temiz güç” sistemi için üç temel unsur çok önemlidir: liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik. Doğru insanlar doğru görevlere gelmeli, karar süreçleri şeffaf olmalı ve yöneticiler yaptıkları her kararın hesabını verebilmelidir.

Bu üç denge sağlandığında güç kişiye değil, sisteme bağlı olur ve kurumlar daha sağlıklı şekilde ayakta kalır.

 

Amacınızı nasıl sadece eleştirmek değil, çözüm üretmek olduğunu vurguluyorsunuz. Gücün esiri olmaya başlamış yöneticilere ve kurumlara "iyileşme" için hangi acil reçeteleri sunuyorsunuz?


Benim amacım sadece eleştirmek değil, çözüm yollarını da göstermekti. Gücün esiri olmaya başlayan yöneticiler için en önemli adımlar; öz eleştiri kültürünü yeniden kurmak, liyakati güçlendirmek ve bağımsız denetim mekanizmalarını işletmektir.

Yönetici kendisini sorgulamayı bırakmadığında ve kurum içinde farklı görüşlerin ifade edilmesine alan açtığında güç yeniden dengeye kavuşabilir.


Eserin arka kapağındaki not çok anlamlı; kitabın gelirini engelli, yaşlı ve hasta bireylerin yaşam kalitesini artırmaya adadığınızı görüyoruz. "İyilik, iyidir" mottonuzla aldığınız bu karar, kitabın ana mesajıyla nasıl bütünleşiyor?


Bu kitapta aslında gücün gerçek anlamının hizmet ve sorumluluk olduğunu anlatıyorum. Eğer güç insanlara fayda üretmiyorsa, o güç anlamını kaybeder. Kitabın telif gelirini engelli, yaşlı ve hasta bireylerin yaşam kalitesine katkı için ayırma kararım da bu düşüncenin bir yansımasıdır.

Çünkü bana göre gerçek güç, başkalarının hayatına dokunabildiği ölçüde değerlidir.

 

Yorum Gönder

Yorumunuz kısa bir süre sonra onaylanacaktır. Yapılan yorumun sorumluluğunu Güncex kabul etmez.

Daha yeni Daha eski

İletişim Formu