Bayezid Kitabı Üzerinden Doğubayazıt Tarihine Kısa Bir Yolculuk

Radyo Doğubayazıt’ta yayınlanan "Toplumsal Artı" programı, bölge tarihine dair ezber bozan bir eseri konuk etti. Doç. Dr. Hakan Kaya, 5 yıllık titiz bir arşiv çalışmasının ürünü olan "Bayezid" kitabıyla, Doğubayazıt’ın 1578-1850 yılları arasındaki karanlıkta kalmış dönemine ışık tutuyor.

Doğubayazıt, tarih boyunca sadece bir yerleşim yeri değil, Urartulardan Selçuklulara, Safevilerden Osmanlılara kadar dev imparatorlukların stratejik bir mücadele sahası olmuştur. 1578 yılından itibaren tam anlamıyla Osmanlı idari yapısına dahil olan bölge, İstanbul’a olan uzaklığı ve sınır hattındaki kritik konumu nedeniyle "Yurtluk-Ocaklık" sistemiyle yönetilmiştir. Bu sistem, bölgenin yerel dinamiklerini korumasına ve sancağın dışarıdan atanan valiler yerine, oranın kadim aşiretleri ve mirasçı aileleri tarafından idare edilmesine olanak sağlamıştır.

Tarihi Bir Düzeltme: İshak Paşa Efsanesinin Gerçeği


Programın en dikkat çekici noktalarından biri, yıllardır süregelen bir isim karışıklığının belgelerle aydınlatılması oldu. Dr. Kaya, İshak Paşa Sarayı’nı inşa eden İshak Paşa’nın, Çıldır Valisi olan adaşıyla karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Sarayı inşa eden ve bölgeye damgasını vuran İshak Paşa, bizzat Bayazıt Sancak Beyi olan ve bölgenin yerel miras silsilesinden gelen bir Kürt beyidir. Bu tespit, bölgenin idari özerkliğini ve yerel gücünü anlamak açısından tarihi bir keşif niteliği taşıyor.

Ahmed-i Hani ve Bilge Mirler


Eserde, ünlü İslam alimi Ahmed-i Hani’nin divanında övgüyle bahsettiği Muhammed Pırbela figürü özel bir yer tutuyor. Adil ve bilge bir yönetici olarak tanımlanan Pırbela’nın, alimlere ve şairlere verdiği destek, Bayazıt’ın o dönemde sadece askeri değil, kültürel bir çekim merkezi olduğunu da kanıtlıyor. Hani’nin, ilme değer veren yöneticilerle olan bu kadim bağı, sancağın entelektüel derinliğini gözler önüne seriyor.

Aşiretler Konfederasyonu ve Sınır Ekonomisi

Bayazıt’ın toplumsal yapısının temelini oluşturan Süleymaniye Konfederasyonu (Bisyan, Bocian ve Zilan aşiretleri), sancağın hem savunma hem de ekonomik motoru olmuştur. Hayvancılık ve sınır ticaretiyle uğraşan bu aşiretler, Osmanlı ve İran arasındaki hareketli yaşam tarzlarıyla bölgenin sosyo-ekonomik dokusunu şekillendirmiştir. Özellikle 19. yüzyılda Celali aşiretinin yükselişi ve diğer yerel grupların devletlerarası dengelerdeki rolü, kitaptaki çarpıcı analizler arasında yer alıyor.

Savaş, Veba ve Göçün İzleri


Doğubayazıt tarihi sadece görkemli saraylardan ibaret değildir; programda kentin yaşadığı büyük dramlara da değinilmiştir. 1800’lerin başında patlak veren veba salgını, saray hanedanı dahil kentin büyük bir kısmını yok etmiştir. Ardı arkası kesilmeyen Osmanlı-Rus ve Osmanlı-İran savaşları, kenti defalarca yakıp yıkmış, halkı göçe zorlamış ve adeta bir hayalet şehir yaratmıştır. Dr. Kaya, kentin bu zorlu süreçlerden nasıl sağ çıktığını ve her seferinde nasıl yeniden küllerinden doğduğunu arşiv belgeleriyle ortaya koyuyor.

Sonuç olarak; "Bayezid" eseri, Doğubayazıtlılar için sadece bir tarih kitabı değil, köklerine dair bir kimlik belgesi niteliği taşıyor. Arşivlerin tozlu raflarından çıkan bu bilgiler, Serhat bölgesinin kadim tarihini yeniden inşa ediyor. 

Yorum Gönder

Yorumunuz kısa bir süre sonra onaylanacaktır. Yapılan yorumun sorumluluğunu Güncex kabul etmez.

Daha yeni Daha eski

İletişim Formu